23 Nisan 2026

Coğrafi Keşifler


gel güzelim tarihe bir de bu yönden bakalım. yani ellerinden, yani ihanetin başlangıç noktasından, yani yasak meyvenin tutulmasından... bir çay bahçesi buluşmasından, dizdize otutup muhallebi yemekten, dudakların ve dilin nasıl kullanılacağının bilinmediği o ilk öpüşmeden, sevilen kadın üşümesin diye çıkarılan ceketten değil de ellerinden bahsetmek istiyorum ben. marmara'nın ege'nin ve akdeniz'in muhtelif kentlerinde ellerinden bahsettim insanlara. ellerine methiyeler iliştirdim, mitolojik kahramanlara dönüştürdüm, herkese biraz üleştirdim. yani güzelim ellerin ortak payda, yani güzelim ellerin memleket havası, yani güzelim ellerin olmazsa seninkisi eksiltili güzellik, yani güzelim ellerin afrika'nın ümit burnu biraz. yani güzelim ben bir bartolomeu dias.
gel güzelim tarihe bir de bu yönden bakalım. yani adından, yani bilimin yeni paradigmasından, yani dünyanın kanayan yarasından... yani nerede yaşadığından, aslen nereli olduğundan, kimsenin nasıl davranılacağını kestiremediği o ilk karşılaşmadan, yani sevilen kadın sevinsin diye gidilen bir sinemadan değil de adından bahsetmek istiyorum ben.  adını söyle bin kez, ben bulmaca sorayım sen adını söyle, ben adres sorayım sen adını söyle, ben alo diyeyim sen adını söyle. kahvehanelerde adından  bahsettim insanlara. adına güzellemeler yakıştırdık, adına bir çocuğu alıştırdık, adına bir kavga karıştırdık. yani güzelim adın farkında bir varoluş, yani güzelim adın mutlak bir monarşi, yani güzelim adın endüstriyel bir teori, yani güzelim adın olmasa seninkisi sahiden kıymetsiz bir anarşi, yani güzelim adın amerikanın yeniden keşfi, yani güzelim ben bir americo vespucci.
gel güzelim tarihe bir de bu yönden bakalım. yani ruhundan, yani ipekli bir kumaştan, yani baştan aşağı yeni bir kozmostan... yani bir ruhsuz pezevengin incittiği parçandan, yani bir hatıranın yerini diğeriyle değiştirdiğin içindeki boşluktan, yani hiçbir şeyin cevabı olamayacağı o sorudan değil de ruhundan bahsetmek istiyorum ben. nerede bir kavga varsa orada ruhundan bahsettim insanlara. ruhuna mücevherler takıştırdık, ruhunu meleklerle yarıştırdık, biraz cenneti anıştırdık. yani güzelim ruhun rio'da bir karnaval, yani güzelim ruhun ortaçağın idam sehpası, yani güzelim ruhun bir barbar istilası, yani güzelim ruhun olmasa seninkisi dünyayı dolaşırken yarım kalan macera. yani güzelim ben bir ferdinand macellan.

ne olursun güzelim tarihe bir de bu yönden bakalım.

04 Temmuz 2016

Arnolfinilerin Düğünü

Saçların demişti
Eski bir resme benziyorlar
Son akşam yemeği olabilir ya da
Arnolfini Evlenmesi
Ben bu türden masallara
İnanacak değildim
Babam ölmüş bir kere
Güzel şeyleri de bilmem
Yazım sahi bozuktur
Düzeltemem.

Anlamasınlar diye demişti
Gülüyorum sürekli
Bir şarkı olabilir belki
Örneğin veda busesi
Ben bu türden masallara
İnanacak değildim
Tenim solmuş bir kere
Güzel şeyleri de bilmem
Mamafih acıyla yoğrulmuşum
Düzeltemem.

Kentin öbür yakasında
Dostoyevski sevmiş
Bir varoş evladıyım
Süslü bir geleceğe adansam
Bakışımdan anlaşılır
Düzeltemem.

Hikayeni demişti
Çok merak ediyorum
Dilim bıçaktır en nihayet
Ağzım kan dolar
Anlatamam. 

22 Ekim 2015

Lilith

Ben yüzündeki yara izinden, ruhundaki yara izine giden kestirme yolu keşfeden ilk erkektim. Balkonundan acıyla dolu kalabalıkların göründüğü devasa bir yapıda, üstelik kupkuru bir haziran gecesinde, kırmızı rujdan taşan dudakların söylemişti bunu bana.  Şairlere de şiire de hiç tahammülün yoktu, sen Saba Melikesi Belkıs da değildin, çamurun ortasında açan bir Lotus da. Sen sadece kanserli bir hücreydin, bu sembolik anlatımda.

13 Ekim 2015

Yaşanmayan Zaman

Gri günler, akşamı geceye bağlayan sessiz karanlık, dünyanın yüzümüze yansıyan karanlık algoritması, ıslak asfalta sertçe vuran nalların çıkarttığı sesler, estikçe dünyanın adaletsiz bir yer olduğunu unutturan şu başıboş rüzgâr, o rüzgârın etkisiyle arada bir diğerlerinin arasından sıyrılıp yüzünü çaprazlama kesen bir tutam saç, o bir tutam saçı ezberlenmiş bir tembellikle kulağının arkasına sıkıştıran uzun parmaklı beyaz eller, keşke hava biraz daha kötü olsa diyen ince dudaklar yüce bir porteyi tamamlıyor, biliyorsun. 

Kimsenin hatırlamayacağı o yaşanmamış zaman, anılarımıza biteviye havlayan o uğursuz köpek, içinden iyimser bir masal cininin aniden çıkıverdiği o ucuz şarap, balkonundan yorgun evlerin göründüğü o sisli manzara, durup dururken makyajını tazelediğin o sade ayna, ruhundan sen farketmeden taşan içindeki o hırçın deniz, tamamlanamamış bir şarkının hüznünü taşıyan içi ölü dışı diri bedenlerimiz, hayatın fotoğraf karesine benzeyen nadide anları yüce bir portreyi tamamlıyor, biliyorsun.

Ben sır tutamam ama şarap sır tutar, biliyorsun.